Page 19 - Hava İş 106
P. 19
EMEĞİN ÖNCÜLERİ
üç gün hatta bir hafta gecikiyordur. Siz de takdir edersiniz ki belli
bir ücret karşılığında çalışan, zor hayat şartlarında geçim sıkıntısı
çeken, ayın 20’si 25’i geldiğinde “Maaş gününe üç gün, beş gün,
bir hafta kaldı oh ne iyi.” deyip cebinde 10-20 lirayla işe gidip gelen
insana ayın başı geldiğinde “Bugün maaş yok, bir hafta sonra.”
dendiği zaman, bu onun için en kötü söz, en kara gündür. Küçük
çaplı da olsa maalesef bu problemleri yaşıyoruz.
Bir de bizim iş kolumuz itibariyle üyelerimiz veya çalışanlarımızın
ne yazık ki büyük bir oranı eğitim noktasında kendini yeteri kadar
yetiştirmiş kişiler değil. Bizim kadrolarımız mühendis kadroları
değil, geneli daha alt kadrolardaki mavi yakalı üyedir. Düne
baktığımızda bu konuda çok iyiyiz; ama bugün çalışanların tamamı
en az meslek lisesi mezunu olsa daha iyi iletişim sağlanabilirdi.
Ağır ve tehlikeli işler olduğu için sektördeki işçi, bu doğrultuda bir
okul bitirse de askerlik sürecine kadar tersanede çalışıyor; fakat
askere gidip geldikten sonra herkesin hedefi daha iyi şartlarda
daha iyi yerlerde olabilmek olduğu için de başka işlere yönelim
oluyor. Bu bizim için olumsuz bir durum. İşte bu sebeple askerden
sonra tekrardan tersanelere dönen öğrencilerimizin sayısı eskiye nazaran bir hayli azaldı.
Tersanede çalışmak zordur. Kışın soğukta karın yağmurun altında, dışarıda limanda da aynı şekilde böyledir;
ama çalışıyorsunuz. Yazın da tam tersi, dışarının sıcaklığı 25 dereceyse gemide sacın içerisi en az 35 derece
olur. İçerisi rüzgâr almadığı için metal ısınır, ısındıkça genleşir, genleştikçe ısınır. Bu şartlarda çalışmak zordur.
Sektörümüzün ana unsurları bunlardır.
Bu arada fevkalade iyi şeyler de var tabii. Çok büyük gemiler yapıyoruz. Avrupa’ya ve dünyaya fevkalade yatlar
yapıyoruz. Yat sektöründe dünyada dördüncü sıradayız. Gemi inşa sektöründe ilk onun içerisindeyiz; ama hâlâ
istediğimiz noktada değiliz. Gelişimin daha iyi olacağı temennisi içinde olmakla birlikte sektörel ilerlemenin bir
yerde de özel teşebbüsün iştiyakı ve azmiyle de alakalı olduğu kanaatindeyim.
Emeğin hakkını, alın teri kurumadan emekçiye vermeyi emreden bir dinin mensubu olan Anadolu
toplumu olarak, emek ve hak mücadelesinde ne konumdayız? Emekçi hakkını alabiliyor mu? Gemi,
liman ve ilişkili meslek mensuplarının dünyadaki konumuyla Anadolu emekçilerinin elde ettikleri
haklar arasında bir kıyas yapmanız mümkün müdür?
Ben Almanya'da iki ve Japonya'da bir tersaneyi inceleme imkânı bulmuştum. Ziyaret ettiğim dönemde
teknoloji olarak üç tersanenin de Türkiye’dekilerle arasında uçurum vardı. Bizim, gemileri kızaktan indirdikten
sonra bir daha kızağa çıkartma şansımız yok; fakat Almanya'daki tersanenin rıhtımında hidrolik kriko
vasıtasıyla gemi, suya indirilip tekrar çıkarılabiliyor. Yani gemi, rıhtımın üstünde inşa ediliyor diyebiliriz. Gemi
bittikten sonra rıhtımın bu kısmı yaklaşık 13-14 dakikada suya iniyor ve gemi burada yüzebiliyor. Bizde bu gemi
17

