Page 26 - Hava İş 106
P. 26

EMEĞİN ÖNCÜLERİ




               Başkanım, son olarak görüş ve önerilerinizi alalım: Türkiye’deki emekçi kardeşlerimize söylemek
               istedikleriniz, dilek ve temennileriniz nelerdir?


               Aslında emekçilerle birlikte tüm insanlara söylemek istediğim şeyler var. Tabii ki yaklaşık bir buçuk saate
               yakın oldu, kırmızı çizgilerimden bahsetmiştim. Kırmızı ve beyaz çizgiler demiştim, herkesin hayatında
               bunlar olmalı. Niçin var olduğumuzu, niçin doğduğumuzu, neden yaşadığımızı bilmeliyiz, araştırmalıyız.
               Okuma oranımız çok düşük. Daha önce bahsettiğim gibi, Japonya'ya gitmiştim. Orada trene bindiğimde
               bir tek benim elimde cep kitabı yoktu, herkes bir şeyler okuyordu. Yabancı ülke havaalanlarına gidip
               uçak bekleyen yolcuların neredeyse tamamının elinde bir dergi, bir kitap veya bir gazete vardır. Bizim
               insanlarımız ise bilgisayarda veya cep telefonunda oyun oynuyorlar. Ha okuyanlarımız da var tabii. Ben
               okunması taraftarıyım, insanlar bilmemenin cahilidir, bilmediği işin cahilidir. Araştırabiliyorlarsa önce kendi
               mensup oldukları dinlerini araştırsınlar…


               İşte daha yeni bir hadise yaşandı Yeni Zelanda'da. Kendisini sıfatlandıramayacağım birisi 50 tane
               Müslümanı şehit etmekle kalmadı, hâlen naralar atıyor ve ne acıdır ki Türkiye'de “Keşke Türkiye'ye de
               gelseydi. Keşke cuma günü bizim ülkemizde de olsa.” diye adı Ahmet, Mehmet, Hasan Hüseyin gibi Türk ve
               Müslüman ismi olanların bu çağrıları yapması bu cehaletin bence en büyük örneklerinden.


               Önce kendimizi eğitmeliyiz, bilgi ve becerimizi arttırmalıyız. Sonra yakınlarımızı bundan faydalandırmalıyız.
               Bir de Allah'ın (C.C) bize yüklediği bir takım vazifeler var. Eğer inanıyorsak, o vazifeleri vaktinde ve
               zamanında yapmamız gerekiyor. Ben bunu söylerim, arkadaşlarım da emekçilere, emeklerine ve işlerine
               sahip çıksınlar. Ekmeklerine sahip çıksınlar. Bugün Türkiye'de ekmek çok kolay bir şey değil, çok küçük
               menfaatler uğruna çok büyük ekmeklerini kaybetmesinler. Sendika üyeleri sendikalarına sahip çıksınlar,
               sendikacılarını beğenmeyebilirler, onlar geçicidir; ama sendikalar kalıcıdır. Sendikacını beğenmiyorsan
               değiştirme şansın var; ama her şartta sendikana sahip çıkmalısın. Eğer sendikalı değilsen sana sahip
               çıkacak sendikayı bir şekilde iş yerine getirmenin mücadelesi içerisinde olmalısın. Sendikaların iç
               bünyesinde tabii ki iktidarı-muhalefeti olacak. Bu, işi daha iyi yapmaya vasıtadır. Profesyonel futbolcu
               olduğum ilk dönemde tek kaleciydim. Antrenmanları asıyordum nasılsa tek kaleciyim diye. Sonra Amatör
               Millî Takım’dan bir kaleci de geldi. Böyle olunca en iyi antrenmanı ben yapmak zorundaydım o kaleciyi
               geçmek için. İşte bu tecrübeyle diyebilirim ki, sendika içinde iyi bir muhalefet olmalı, işçiler sendikalarını
               takip etmeli. Bu, demokrasinin şartlarından biridir. Biz de muhalefetten geldik. Hiçbirimiz sendikacı
               doğmadık, biz de birilerine karşı muhalefet yaptık, onların yaptığı yanlışlıkları ortaya koyduk. Biz gelirsek
               daha doğrusunu daha güzelini yaparız dedik. İnsanlar bizi seçti, bir gün gelecek bizden bu işi daha iyi
               yapabileceğine inanan ve bunu anlatanlar üyelerimizi, delegelerimizi ikna edecektir. Bu koltuklardan
               ayrılacağız bir gün. Önemli olan buradan ayrıldıktan sonra hoş bir seda bırakabilmek ve bu kubbede önemli
               olan çalmadan -altını çizerek söylüyorum- çalmadan hizmet edebilmeyi Allah (C.C) herkese nasip etsin.
               Bir gün iki elimiz toprağın altında yan yana gelecek. O gün artık yalan olmayacak. Sözlerimiz, hislerimiz
               hep doğruyu söyleyecek. Önemli olan, o güne hazırlanmak. Emek ve emekçinin hakkını savunmak, onun
               kasasına ve masasına en iyi şekilde sahip çıkmak. Eğer onun kasasına ve masasına sahip çıkamazsan
               büyük bir vebal altındasın!


          24
   21   22   23   24   25   26   27   28   29   30   31