Page 37 - MİNİK KANATLAR 8
P. 37
Ağzı kulaklarına varmak: Bu deyim çok sevinmek anlamına gelir.
Çok sevinen insanların durumunu anlatmak için kullanılır.
Ağız dalaşı: Yüksek sesle tartışan ve kavga ediyormuş gibi duran
insanların durumunu ifade eder.
Ağzı var dili yok: Sessiz, çok fazla konuşmayan insanları tanımlar.
Ağzından bal akmak: Güzel ve övücü ifadelerle konuşan insanlar
için kullanılır.
Ağzını bıçak açmamak: Üzüntüsünden söz söyleyecek hâlde
olmamak.
Baş başa vermek: Birkaç kişi, bir işi aralarında
Ayak basmak: Bir yere varmak, ulaşmak. konuşmak üzere toplanmak, dayanışmak.
Ayak bağı: Bir yere veya işe gidilmesini Başı göğe ermek: Umulmayan bir mutluluğa ermek.
engel olan kimse veya nesne. Baştan savma: Üstünkörü.
Ayağına kara su inmek: Uzun süre
ayakta kalarak yorulmak, dermansız Başına bir hâl gelmek: Pek çok güçlüklerle
kalmak. karşılaşmak, kötü bir duruma uğramak.
Ayak sürümek: Üstüne aldığı bir işten Başına iş açmak: Uğraştırıcı ve üzücü bir işin
kaçınma çareleri aramak, verilen bir işi çıkmasına yol açmak.
ağırdan almak. Baştan başa: Tamamen, bütünüyle.
Burun kıvırmak: Önem vermeyip alay etmek.
Burun bükmek: Beğenmemek, önem vermemek.
Burnunun direği sızlamak: Maddi veya manevi
çok acı duymak, çok üzülmek.
Burnunun direği kırılmak: Pis bir koku duyarak
tedirgin olmak.
Burnunu sokmak: Gerekmediği hâlde bir işe
karışmak.
Burnunun dikine gitmek: Öğüt dinlemeyerek
kendi bildiği gibi davranmak.
35 35

