Page 17 - Türkiye Sivil Havacılık Sendikası 108
P. 17
EMEĞİN ÖNCÜLERİ
Şubenin 1989 yılında gerçekleştirilen genel kurulunda ise şube başkanlığına seçildim ve bu görevi
1992 yılındaki genel kurula kadar sürdürdüm. Temmuz 2000 yılında emekli oldum. Aynı yıl Park Termik
şirketinde işe başladım. Orta Anadolu Şubesi'nin 2003 yılında ve 2007 yıllarında gerçekleştirilen genel
kurullarında da şube başkanlığı görevine seçildim. Orta Anadolu Şube Başkanlığı görevimi yürütürken
sendikamızın 2007 tarihinde gerçekleştirilen genel kurulunda Genel Teşkilatlandırma Sekreterliği
görevine seçildim. Sendikamızın 2011, 2015 ve 2019 tarihlerinde gerçekleşen olağan genel kurullarında
ise Genel Başkanlığa seçildim ve hâlen bu görevimi icra etmekteyim.
Maden emekçisi olmaktan hep onur duydum ve beni bu göreve seçen işçilerimize hep layık olmaya
çalıştım. Bundan sonra da bana bu sorumluluğu veren maden işçisi için her türlü mücadeleyi vermeye
devam edeceğim.
Sayın Başkanım, madenlerde çalışan emekçi kardeşlerimizi size sormak istiyoruz. Bu sektörde
çalışan emekçilerin genel sorunları nelerdir? Bir sendika olarak emekçilerimiz için mücadelesini
verdiğiniz en büyük sorun, konu nedir?
Hepimiz biliyoruz ki madencilik sektörü, en riskli ve en tehlikeli iş kollarından biri. İş kazalarında dünya
üçüncüsü, Avrupa’da birinci sıradayız. Kömür madenciliği ise işçi sayısı başına düşen kaza ve ölüm
sıralamasında bütün sektörlerin başında yer alıyor. Son yüzyılın en büyük faciaları maalesef bizim
ülkemizde yaşandı. Bizim sektörümüzde de en büyük sorun tabii ki iş kazaları ve meslek hastalıkları.
Yasal düzenlemeler açısından aslında belli bir standardı yakaladık.
# İş kazaları ve meslek hastalıkları önlenebilir.
Toplum olarak bunu başarabilecek yetideyiz.
Yeter ki duyarlılığımızı, çabamızı ve bu konudaki
kararlılığımızı ortaya koyalım.
İş sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili kanunlar Batı’ya göre bizde daha geç çıksa da iş sağlığı ve güvenliği
bakımından mevzuatımız Batı’yı yakaladı ve kapsamlı bir hâl aldı. Özellikle AB uyum yasaları sonucu
yeni düzenlemeler, Soma faciasından sonra imzalanan 176 sayılı İLO sözleşmesi ve hâlihazırdaki 6331
sayılı kanun maddeleri gereği resmî ve teoride yapılabilecek düzenlemelerin aslında birçoğu yapıldı. Bu
yasal düzenlemelere rağmen kazalar ve ölümler son bulmadı. Bu da demek oluyor ki yasal düzenlemeler
uygulamaya geçmedi. Devlet adına sadece “Burayı denetledim, raporumu sundum.” mantığı; işveren için
“Benim işletmemde kaza olmaz.” mantığı; işçide “Bana bir şey olmaz.” mantığı; sendikada “Bana gelen bir
şikâyet yok, ne yapayım?” mantığı işlediği sürece iş kazalarının sonu gelmez. Sadece rapor doldurmakla,
resmî prosedürleri yerine getirmekle, bu denetlemeler kâğıt üzerinde kalır. Yasaların uygulanmasında
ve denetim süreçlerindeki eksiklikler ve aksaklıklar giderilmediği sürece ölümler madencinin gerçekten
kaderi olacaktır.
15 15

