Page 37 - MİNİK KANATLAR 4 - web 1
P. 37

Uzun bir yolculuğun ardından sözleştiğimiz gibi nihayet Gri’nin yaşadığı şehre
               ulaştım. Burası gerçekten de Gri’nin anlattığı kadar varmış. Her yer toz du-
               man, neredeyse hiç ağaç ve çiçek yok. İnsanlar sürekli bir yerlere yetişmeye
               çalışıyor. Ve insanların araba dedikleri araçlar, sanki bizim oraların patika
               yollarındaki karıncalar gibi çok; ama onlar gibi sessiz değiller! Çok gürültülü-
               ler. Yaşadığım yerde araba olmadığı için ilk kez gördüğüm bu araçlardan da
               çok korktum. Şehirdeki ilk süzülüşümde onlara çarpmamak için büyük gayret
               göstermek zorundaydım. Benim yaşadığım ormanda insan da çok fazla yok-
               tur, hayatımda ilk kez bu kadar çok insanı bir arada görmek de beni olduk-
               ça şaşırtmıştı. Neredeyse bir kuş olarak benim bile ulaşamayacağım kadar
               yüksek evler var burada. Yaşadığım yerdeki en yüksek ağaçtan daha yüksek
               binalara çıkmak ise benim için neredeyse imkânsız gibi bir şey. Arkadaşım
               Gri’nin daha önce mektubunda bahsettiği gibi bazı binalara kuşlar konmasın
               diye engeller koymuşlar.


               Hep merak ettiğim şehre davet mektubunu okuduğumda çok heyecanlanmış-
               tım
               oysaki. Şimdi bu heyecanım, yerini derin bir endişeye bırakmıştı. Birkaç gün
               sonra
               tekrar o güzel ormanıma geri döneceğim için yine de umutluydum; ancak
               tüm ömrü burada geçen kuş arkadaşlarım için çok üzüldüm.


               Bu düşünceler eşliğinde, yavaş ve bitkin bir şekilde uçarak nihayet Gri ile
               sözleştiğimiz yere geldim. Yanında birkaç arkadaşı ile gelen Gri, bir hoş geldin
               sofrası hazırlamıştı benim için. Bunun adı “kardeşlik sofrası” imiş. Öyle mutlu
               oldum ki! Bir anda tüm yorgunluğum gitti. Biraz sohbet ettikten sonra uyu-
               mak için izin istedim. Yorgunluktan hemen uyuyakalmışım…


               Ertesi gün Gri, bana şehirdeki dostlarını tanıttı. Hepsi, şehirdeki bu zor ha-
               yata alışmış görünüyordu. Tanıştığım kuşlar içinde Çelebi isminde bir karga
               vardı. Diğer kuşlardan biraz farklıydı. Çok sessiz, bilge ve sevimli bir duruşu
               vardı. Çok sayıda ülke gezdiği için ona Çelebi diyorlarmış.


               Tanışma faslından sonra Gri’nin mektubunda bahsettiği israfı önleme ve do-
               ğanın özüne dönüş konulu çalışmalar için toplanmaya başladık. Bu çalışmaya
               gönüllü olan tüm kuşlar gelmişti. Gri, toplantıya katılan tüm kuşlara benden
               bahsetti. Ben de kısaca kendimi ve yaşadığım ormanı anlattım.  Hepsi



                                                                                                        35
   32   33   34   35   36   37   38   39   40   41   42